İnşikâk Suresi
25 Ayet
Hakkında
Konusu
Nuzül
Fazileti
Mekke döneminde inmiştir. 25 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “inşakka” fiilinin mastarı olan “İnşikâk” kelimesinden almıştır. İnşikâk, yarılmakdemektir
Bu sûrede de kıyametin kopması, onun ardından gerçekleşecek olan uhrevî hesap, insanların iman ve amellerine uygun olarak yargılanmaları, ceza veya ödül gibi konular etkili bir üslûpla anlatılmaktadır.
İnşikâk Suresi Nuzül
Mushaftaki sıralamada seksen dördüncü, iniş sırasına göre seksen üçüncü sûredir. İnfitâr sûresinden sonra, Rûm sûresinden önce Mekke’de inmiştir.
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
اِذَا السَّمَٓاءُ انْشَقَّتْۙ
Gök yarıldığında ve rabbine boyun eğip gerekeni yaptığında;
وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْۙ
Gök yarıldığında ve rabbine boyun eğip gerekeni yaptığında;
وَاِذَا الْاَرْضُ مُدَّتْۙ
Yer dümdüz edildiğinde ve içindekileri atıp boşaldığında;
وَاَلْقَتْ مَا فٖيهَا وَتَخَلَّتْۙ
Yer dümdüz edildiğinde ve içindekileri atıp boşaldığında;
وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْؕ
Ve o da rabbine boyun eğip gerekeni yaptığında (herkes yaptığının karşılığını görecektir).
يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ اِنَّكَ كَادِحٌ اِلٰى رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَاقٖيهِۚ
Ey insan! Sen rabbine doğru büyük bir çaba içindesin; sonunda kuşkusuz O’na kavuşacaksın da.
فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَمٖينِهٖۙ
Kime kitabı sağından verilirse hesabı kolay bir şekilde görülecektir;
فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسٖيرًاۙ
Kime kitabı sağından verilirse hesabı kolay bir şekilde görülecektir;
وَيَنْقَلِبُ اِلٰٓى اَهْلِهٖ مَسْرُورًاۜ
Ve sevinç içinde yakınlarına dönecektir.
وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ وَرَٓاءَ ظَهْرِهٖۙ
Kime de kitabı arkasından verilirse,
فَسَوْفَ يَدْعُوا ثُبُورًاۙ
“Eyvah!” diye bağıracak,
وَيَصْلٰى سَعٖيرًاۜ
Ve alevli ateşe girecektir.
اِنَّهُ كَانَ فٖٓى اَهْلِهٖ مَسْرُورًا
Şüphesiz o, (dünyada iken) yakınları arasında neşeliydi.
اِنَّهُ ظَنَّ اَنْ لَنْ يَحُورَۚۛ
Zira o, hiçbir zaman rabbine dönmeyeceğini sanırdı.
بَلٰىۚۛ اِنَّ رَبَّهُ كَانَ بِهٖ بَصٖيرًاۜ
Hayır, tam tersi! Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.
فَلَٓا اُقْسِمُ بِالشَّفَقِۙ
Hayır hayır! Yemin ederim o şafağa,
وَالَّيْلِ وَمَا وَسَقَۙ
Geceye ve onun topladığı şeylere,
وَالْقَمَرِ اِذَا اتَّسَقَۙ
Ve dolunay şeklini aldığı zaman aya ki,
لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَنْ طَبَقٍۜ
Siz halden hale geçeceksiniz.
فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَۙ
Durum bu iken onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?
وَاِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ الْقُرْاٰنُ لَا يَسْجُدُونَؕ
Kendilerine Kur’an okunduğu zaman saygıyla yere kapanmıyorlar.
بَلِ الَّذٖينَ كَفَرُوا يُكَذِّبُونَؗ
İnkârcılar -tam aksine- gerçeği yalanlıyorlar.
وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَؗ
Oysa içlerinde gizlediklerini Allah çok iyi bilmektedir.
فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَلٖيمٍۙ
Onlara şiddetli bir cezaya çarptırılacaklarını bildir.
اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ
İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar başkadır; onlar için kesintisiz bir ödül vardır.